Erdoğan PAMUK


epamuk2001@yahoo.com
  Tüm Yazıları

HURUFİLİK

İran Esterabad’da 740 hicri/1340 miladi yılda Fazlallah dünyaya geldi ve tarihin seyrini değiştirdi. Bu kişi daha 32 yaşında ÇİLE isimli kitabını İsfahan şehrinde yazmıştır. Yazmakla kalsa iyi, Fazl fikirlerini 886 h. /1386 m. yılından itibaren diyar diyar dolaşıp yaymaya başladı.

Baştan belirtelim; Hurufilik fikri esasında İslam tasavvufu ile müşterek/ortak /müttefiktir. Ancak Hurufilik TENASUH / reenkarnasyon, yani ölüp yeniden dirilme fikrini taşır. Öte yandan HULÜL yani Allah’ın yeryüzünde bazı önemsenen insanların şeklini alması ki biz buna insanbiçimci Tanrı anlayışı demiş ve Tevrat’a göre Allah’ın Yakup Peygamberle güreşi ile İsrailoğulları bahsinde işlemiştik.  Keza bir kısım Müslümanlar da Hz. Ali’ye Allah’ın hulül ettiği inancındadır. Ve İTTİHAT yani Allah ile birlikteliğin ileri safhasıdır. Sizin anlayacağınız Hurufilik fikri, inançlarıyla bize göre gülünç ve çocuksudur.

Cavidan adlı eserin sahibi Fazlallah İran, Azerbaycan, Anadolu ve Suriye coğrafyasında fikirlerini yaymak için dolaşmakta iken daha 56 yaşında 796 h. /1394 m. Yılda öldürüldü.

Fazl ve yaydığı fikirleri İTTİHADİ yani Vahdeti Vücut /Vücudun birliği olarak özetlenir. Tasavvuf ya da Sofizm adı ile felsefeleştirilmiş, dünya görüşü haline getirilmiştir. Tasavvuf İslami terim ama Batı felsefesinde karşılığı PANTEİZM, biraz da Paganizmdir. Hâlbuki İslam’da tasavvuf takvaya ulaşma metodudur. Yaratanla Yaratılanın birliği inancı nasıl anlatılabilecektir?

Mademki Hurufiliğin fikir temeli ile konuya başladık burada öncelikle şunu vurgulamalıyız. İslam’dan önce antik çağ filozofları, mesela Pisagor;  Evrenin ve yaratılışın esasının sayılar ve seslerden / rakam ve harflerden ibaret olduğunu söylemişlerdir. İslam’ın getirdiği “ebced-hevves-hutti…”gibi harflerin sayı değerinin, sadece Arapçanın kutsanmasından başka bir amaca hizmet etmediğine dikkatinizi çekelim. Zira Wittgenstein (ölümü 1951) ve Rorty (ölümü 2007)  gibi son büyük filozoflar dil ve bilinç, dil ve gerçeklik gibi düşünceleri akıl etmişlerdir. Ve düşünmeyen Müslümanlara inat bizim anlaşılamayan Gazali’yi rehber edinmişlerdir. Şimdi İslam felsefesindeki gibi Kuranî ifadeyle SAYHA desek bunun üzerine kaçımız düşünecek?

Dememiz o ki “Kaşların bismillah/ yüzün Beytullah/ seni öz nurundan yaratmış Allah …” türkümüz tam da Hurufiliğin gönlümüze ve düşüncemize yansımış halidir. Çünkü biz “Gâh çıkarım gökyüzüne/ Seyrederim âlemi / Gâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni…” türkü sözlerini içselleştirmiş, halimizi anlatmayı sevmişiz.

İnancın temelinde Kuran’ın kendi beyanıyla zahirilik ve batınilik vardır. Zahir; ayetin görünen anlamı batın, gizli anlamı manasındadır. Özellikle Kuran’daki bir sözün yediye kadar çeşitlenen anlamları iddia edilirken, surelerin mukatta /başlangıç harfleri denilen, ya-sin, elif-lam-mim gibi şifre harfleri,  BÂTINİLİK inancının temeli olmuştur.

Bâtınilik sadece İslam’la mı ilgilidir? Hayır! Meselâ Tevrat’ın Bâtıni yorumunu içeren ZOHAR kitabı ile harf sırları ve sayıların harf değeri gibi ilimleri, Hz. Musa Sina dağından alıp esrarını kavmine öğretmiştir. Bu husus İncil’e ve Kuran’a da uzanmıştır denilebilir. Ancak bizim Müslüman olarak iddiamız; İbranicenin 22 harfine karşılık Arapçanın 29 harfine (lamelifi dört harf sayıp Farsçanın 32 harfine yetiştirme gayretini not alın)dayanan ebcet hesabının, Hurufilik inancı ile uyumlaştırılma çabasıdır. Biz de anasırı Erbain/ dört unsura ve cifir ilmine çokça kafa yorduk ama İmam Cafer’den öteye gidemedik…

Mecaz hakikatin kapısıdır, denir. Örneğin dünya “iki kapılı bir handır. Dünya emanet ve karar yeridir. Ve unutmayınız ki gerçek aşk evrenin yaratılış sebebidir.

Gazali, ebcet ve cifir ilminin önderi sayılmıştır diyoruz ya;

-Biz sahabeyi görsek onlar için DELİDİR! Hükmünü verirdik. Sahabe bizi görse “İslam’dan çıkmış deliler!” hükmünü verirlerdi. Diyor.

Gördüğümüz kadarıyla bizim Hurufilik; yıldızları, günleri ve uzuvları/organları 32’ye sayılama uğraşındadır. Tıpkı Hıristiyanların 666 sayısını simgeleştirme uğraşı gibi.

Hurufilik inancı Fatih’in zamanında Edirne sarayına kadar nüfuz etmiş ancak Fatih sert tedbirlerle bu saçma inancı defetmiştir. Kolay mı sapkınlıktan kurtulmak? Kanuni’nin 1527 yılında astırdığı Molla Kâbız bile Hurufi idi. Ne de olsa inancın gizliliği temel ilkedir.

Nesimî, Arşî, Misalî, Hakikî ve Muhitî divanları elimizde olup Hurufiliğin temel eserleridir. Kaynak mı istiyorsunuz? Ferişteoğlu ve Refiî isimleri yanında;  Uyur İdik Uyardılar, eserinin sahibi İrene Melikoff ve İslam’ın Mistik Boyutları, eserinin sahibi Annemarie Schimmel kaynak olarak sanırım yeter.

Sonuç olarak Fazlallah’ ın halifelerinden Ali el Âlâ’ nın Bektaşi tekkesine yerleşip “ Harflerin Tanrısallığı” fikirlerini, İslam’la sentezlediğini rahatlıkla yazabiliriz…

 

 

 

 


 Okunma Sayısı : 565

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 82788
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.